57 yıldır Teke Yöresi’nin kültürünü kayıt altına alıyor

Yörük geleneklerinin yaşatıldığı Çavdır ilçesinin Ambarcık köyünde doğan Abdurrahman Ekinci, 22 yaşında Isparta Gönen Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra Altınyayla ilçesine atandı.

Eski adı Dirmil olan ilçede mahalli sanatçılardan dinlediği Yörük çalgılarının tınısı yüreğine işleyen Ekinci, Teke Yöresi’nin gelenek ve göreneklerini araştırmaya başladı.

Antalya, Denizli, Muğla, Burdur ve Isparta’daki Yörük köylerinde gördüklerini, kültürün yaşayan temsilcilerini, sanatçılarını ve ustalarını kamerayla kayıt altına alan ve fotoğraflarını çeken Ekinci, kitap yazmak için yıllarca materyal topladı.

Yöreye özgü üflemeli, yaylı ve telli çalgıları da yapmayı öğrenen Ekinci, iki telli ve üç telli cura ile bağlama çalabiliyor.

İlerlemiş yaşına rağmen evinin bahçesindeki küçük atölyesinde Yörük çalgılarını yapmaya devam eden Ekinci, eskiden Türk boylarında kullanılan kopuz, ıklığ, eğit (hegit) gibi çalgılarından da örnekler yapıyor.

Ekinci, bu Türk halk kültürü alanında edindiği bilgi birikimi artınca elindeki materyalleri kitaba dönüştürmeye karar verdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Burdur Ticaret Borsası, Burdur Ticaret ve Sanayi Odasının desteğiyle yazdığı “Tekeli’nin Dilinden, Telinden” adlı kitabının 1. cildini 2010’da, 2. cildini 2014’te, 3. cildini 2023’te bastıran Ekinci, üniversitelerden yönlendirilen doktora öğrencilerine de araştırma konusu seçmelerinde rehberlik yapıyor.

Ekinci yaptığı açıklamada, Teke Yöresi’ni il il gezerek gittiği köylerde bulunan eski Türk geleneklerine ait türküleri, dili, ağıtları, düğünleri, halk oyunlarını ve çalgıları kitabında topladığını söyledi.

Kitap yazmaya başlamadan önce özellikle Türk çalgıları alanında Hunlardan bu yana oluşan literatürü taradığını aktaran Ekinci, “Kitabımda Yörüklerin, Türklerin türkülerini, beyitlerini, masallarını, giyimlerini, çalgılarını, hayatının içinde ne varsa yaşadığı ortamı, evini, yediği yemekleri anlatıyorum” dedi.

Ekinci, Türk boylarının yerleştiği köyleri dolaştığını ve amacının kültürün yok olmasına direnmek olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Dünü bugüne, bugünü yarına bağlayabildiysem mutluyum. Bir ulus kültürünü kaybederse yok olmakla karşı karşıya kalacaktır. Ekonomisi ne olursa olsun, kültürsüz uluslar yok olurlar. Hani Kumanlar, Kıpçaklar neredeler?

Bunlar da Türk boylarıydı, nereye gittiler? Onlar kendilerini unutmuş, yok olmuş gitmişler ama Avşarlar öyle mi? Hala varlar, Avşarlar ne diyor ‘Kar mı yağmış şu Avşar’ın düzüne, sızılar mı girmiş kır atımın dizine, söyleyin o Avşar’ın kızına kendi gülüp, bizi ağlatıp durmasın.’

Avşarlar bu yörede Acıpayam Ovası’na yaşamış, Avşar ovası denir oralara. Onların kendine özgü dilleri, ağızları vardır. ‘Ne edip durun gali.’ derler. Bunlar gibi köylerde hala yaşayan gelenekleri, adetleri, hikayelerini dinledim, yaşayışlarını yazdım.”

Çalışmalarının akademik camiadan da ilgi gördüğüne işaret eden Ekinci, bugüne kadar Ege, Anadolu, Süleyman Demirel, Aydın, Pamukkale, Afyon Kocatepe ve Gazi üniversitelerinden 43 doktora öğrencisinin tez çalışmasına destek verdiğini sözlerine ekledi.

Ekinci’nin çalışmaları, Türk halk kültürünün gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir değer taşıyor. Ekinci’nin çabaları, Yörük kültürünün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için örnek teşkil ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir